İnsan, yaşamını sürdürebilmek için ihtiyaçlarını karşılayacak yeteneklerle donatılmıştır. Doğuştan sahip olunan bedensel yetenekler ile ruh durumu insanın beden bütünlüğünü oluşturur. Herhangi bir olay nedeni ile kişinin beden bütünlüğünün geçici veya kalıcı zarar görmesi halinde, zarara sebep olan olayda yer alan kişiler kusurlarına dayalı olarak ya da yasa gereği kusuru aranmaksızın sorumlu olurlar. Bu noktada maddi ve manevi tazminat gündeme gelir. Bu yazımızda maddi tazminatın hesaplama kriterleri incelenecektir.

Zarara uğrayanın, zarar meydana getiren olay sonrasında mal varlığında bir eksilme meydana gelmektedir. Bu eksilme, çalışamamaktan ve ileride çalışma gücünün eksilmesinden doğan gelir kaybı, ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan zararlar, tedavi giderleri ve masrafları, tedavi sürecinde ihtiyaç duyulabilecek bakım giderlerinden kaynaklanır. Bunlar kişinin kendi bedeninde oluşan zararlardır. Açıklanan maddi zararlar maddi tazminatın konusunu oluştururlar. Ayrıca yakınlarının ölümü nedeni ile ölenin desteğinden yoksun kalanların zararları da maddi zararlardır. Bunlar da destekten yoksun kalma tazminatının konusunu oluştururlar.

Dikkat edilirse zarar ve tazminat kavramlarını ayrı ayrı kullanmaktayım. Çünkü zarar ile tazminat her zaman aynı şey değildir. Ama tazminatın belirlenmesi için öncelikle zararın ne kadar olduğu ortaya çıkartılmalıdır. Daha sonra bu zararın ne kadarının tazmin edilmesi gerektiği hesaplanmalıdır.

Tedavi giderleri belirlenebilir zararlardır. Ancak kazanca ilişkin zararların hesaplanması karmaşık ve uzun hesaplamaları gerektirmektedir. İşte bu hesaplamalar Aktüerya Hesaplamaları olarak adlandırılır. Belli bir tekniğe ve formüllere dayanır. Bu teknik ve formüllerin ayrıntısına girmeden hangi kriterler esas alınarak aktüerya hesaplamaları yapıldığı hakkında bilgiler vereceğim.

Basında sıklıkla yargı kararları ” bir kolun bedeli .. TL ediyor..” ya da “bir evlat kaybetti mahkeme . TL. tazminatı yeterli buldu”  şeklinde eleştirel haberler yer almaktadır. Eleştirilerde aktüerya hesaplamalarının dayanakları yer almadan sonuca yönelik değerlendirme yapılmaktadır.

Oysa aktüerya hesaplamaları duygusal kriterlere dayalı olarak yapılmaz.

Hesaplamalar zarar gören kişinin reel bilgileri doğrultusunda yapılmaktadır.

Bu noktada zarar görenin ekonomik ve sosyal konumu bilinmelidir. Yani zarar gören ekonomik olarak yaşamını nasıl kazanmaktadır? İşi, mesleği nedir?

Uğranılan zarar mevcut iş ve mesleğin yapılmasına ne kadar engel olmaktadır?  Zarar görenin yaşı kaçtır? Zarar oluşturan olaydan sonra ortalama kaç yıl yaşayacağı varsayılmaktadır? Ortalama kalan ömrün kaç yılında aktif olarak çalışabilecektir? Emekli olacağı düşünülen devrede geliri ne olabilecektir? Zarar meydana getiren olay nedeni ile bakıma muhtaç kalınmış mıdır? İhtiyaç duyulan bakım giderlerinin ömür sonuna kadar toplamı ne kadardır? Zarar gören, zarar oluşturan olay nedeni ile malulen emekli olmuş mudur? Sosyal güvencesi nedeni ile bağlanan gelirin peşin değeri nedir? Zarar gören, zararın oluşmasına kendi kusuru ile katkıda bulunmuş mudur? Zarar verenin sorumluluk sınırları nelerdir?

Tüm bu sorulara, sorulduğu sıra ile verilecek cevaplar, zararın tutarının ve zararın giderilmesi için ödenecek tazminatın hesaplama kriterlerini oluşturmaktadır. Örneğin genç bir müzisyenin duyma yeteneğini yitirmesi ile emekli ve çalışmayan bir kişinin duyma yeteneğini yitirmesi aynı tazminatı gerektirmez. Oysa olay aynı, zarar farklıdır. Aynı şekilde profesyonel halterci ile ev hanımının omuz bölgesinden yaralanması aynı zararı oluşturmaz. Dolayısıyla aynı tazminatı gerektirmez.

Zarar, zarara uğrayan kişinin özellikleri doğrultusunda hesaplanacaktır. Hesaplanan zararın ne kadarının tazmin edilmesi gerektiği belirlenecektir. Son aşamada ise kimlerin ve hangi oranlarda sorumlu olduğu tesbit edilerek tazminat hesaplanacaktır.

Aktüerya hesaplamaları bir uzmanlık konusudur. Aktüerya uzmanlarına ve maddi tazminat talebine hiç ihtiyaç duymamanızı dilerim.